RENLERİ KİM İCAT ETTİ ?

Yok Edilemez Güç !

Hayatımızın her yerinde istisnasız karşılaştığımız birmucize. Olmazsa olmazımız renkler. Belki de dünya üzerinde yok olmamaözelliğine sahip olan tek şey ? Yahut birkaç şeyden biri…

Öncelikle neden ‘ yok olamaz ‘ diyoruz onu bir düşünelim.Gözlerimizi kapattığımızda bazılarımızın gözünün önüne tuhaf tonlarda renklergelmekle birlikte, bazılarımız da sim siyah bir perde çekilmiş gibi görürüz.Görürüz diyorum çünkü zaten göz kapağımız sadece bir perdedir. Göz kapağınızkapalı olsa bile gözünüz görmeye devam eder. Yani dolayısıyla siyah görürüz.

Biraz felsefe yapacak olursak görme duyusunun bir yerden sonra göz ile alakası olmadığı sonucuna bile varmamız mümkündür. Peki nasıl ? gözlerimiz kapalı uyumamıza rağmen rüyaları nasıl görüyoruz hiç düşündünüz mü ? Gözümüzü kapattığımızda nasıl hayaller kurup zihnimizde canlandırabilyoruz ? Bunu düşünmeyi size bırakıyoruz.

Siyah Bir Renk Midir – Siyah IşıkOlabilir Mi ?

Evet siyah ya dakara, bir renktir. Işığı yansıtmak yerine emenpigmentler siyah görünür. Renkler pigmentlerin yansıttığı ışığındalga boylarına bağlı olarak oluşurlar. Ortamda hiç ışık bulunmadığında hiçbirışık yansıtılamadığı için her şey siyah görünür,başka bir deyişle hiçbir şey görünmez. Yani siyah dediğimiz renkaslında ışığın olmamasıdır. Bu yüzden ‘’ siyah ışık ‘’ olması da söz konusudeğildir.

Renkleri Kimİcat Etti

Renklerin kullanım alanımıza girmesi yaklaşık 40.000 yılöncesine dayanıyor. İnsanlar on binlerce yıl önce toprak, hayvansal yağ, kömürve kireç gibi maddelerden boyalar oluşturmaya başladı. Yani ilk ‘ renk paletini‘ icat ettiler. Bu renk paleti 5 renkten oluşuyor ‘’ Kahverengi – Sarı – Siyah– Beyaz – Kırmızı ‘’. En çok ve ilk kullanılan renk ise, demir bakımındanzengin topraklardan elde edilen ‘’ toprak kırmızısı ‘’ rengidir.

Bir diğer kırmızı tonu da, kaktüsler de yaşayan ‘’ koşinil‘’ böceklerinin kurutulmasıyla elde ediliyor. Bu yöntem, yaklaşık 1400’lüyılların sonuna doğru Aztec uygarlığı tarafından kullanılmış ve daha sonra dapek çok uygarlık tarafından kullanılmaya devam etmiştir. Örneğin ; 20. yüzyıla kadar İngiltere ordusunun kırmızıceketleri koşinil böcekleriyle kırmızıya boyanmıştır..

Kırmızı ; aşk, tutku,hırs, güç, kan gibi unsurları temsil ettiği için Genellikle cinsel içeriklerde,savaş ve mücadeleyi konu alan film – oyun kapaklarında, korku duygusuoluşturmak isteyen görsellerde sıklıkla kullanılır.

Kırmızıdan sonra ençok kullanılan renk ise yeşil. Doğada en çok bulunanrenklerden birisi olmakla beraber, kullanılan en eski renklerdendir. Çünküyeşil renk, pek çok bitki ile elde edilebilen, yapım imkanı en çok olanrenklerdendir. Gözü en çok rahatlatan, daha doğrusu gözü en az yoran renkyeşildir. Eskiden bir o kadar da tehlikeli bir renkti. Evet yanlış okumadınız ‘tehlikeli ‘. 1775 yılında İsveçli bir kimyager olan Scheele, reçine ve arsenikbazlı yeni bir parlak yeşil tonu keşfetti. Victoria Dönemi’nde hızla yayılmışve popülerleşmiş olan Scheele yeşili, beraberinde bazı sorunlar da getirdi. Oldukçazehirli bir kimyasal olan arsenik yüzünden birçok sanatçı sağlık sorunlarıyaşadı. Neyse ki günümüzde son teknoloji kullanılarak üretilen yeşil boyalarkötü ünlerini geride bıraktı. Artık boyalarla haşır neşir olurken sağlıkkonusunda kaygılanmak zorunda değiliz.

Yeşil aynı zamanda sakinleştiricidir ve sinir sistemiüzerinde doğal bir etki yapar. Yeşil aynı zamanda hastanelerde de tercih birrenktir. Çünkü hastaların rahatlamasını sağlar.

Az çok bütün renklerin hangi maddeden yapıldığını tahminedebiliriz. Peki mavi rengi hiç düşündünüz mü. Deniz ve gök yüzünün adeta dünyaüzerine örtülmüşçesine olan mavisi, hangi maddeden yapılıyor. Üstelik mavi,doğada son derece az görülür. Mavi rengin kullanılması, ilk renklerinkullanılmasına kıyasla o kadar da eski değildir diyebiliriz. Yaklaşık 6.000 yılönce madencilik yapan Mısır uygarlığı, madenlerde lacivert bir renge sahip olan‘ lapis lazuli ‘ taşını buldular. Daha sonra bu taşı tabutlara işleyen Mısıruygarlığı, bu rengi kullanan ilk uygarlık oldu.