Müzik Nereden Geliyor

Müzik Nereden Geliyor

Öncelikle belirtelim ki bu bir tarihsel araştırma v.s olmadığı için size sıkıcı ayrıntılar, aklınızda kalmayacak tarihi bilgiler vermeyeceğiz. Sadece özetin özeti diyebileceğimiz çok kısa ve dikkat çekici noktalara değineceğiz.

Düşünelim…

Hiçbir şey söylemeden önce düşünmeye ne dersiniz ? Diyelim ki günümüzde hiçbir müzik aleti yok. Müziğe dair hiçbir bilgi kırıntısı da yok. Yine de insanoğlu müziği bulur muydu ?

Evet bu kurak çöl fotoğrafının konu ile ne alakası var diyorsunuz. Aslında bu fotoğraf tüm sorularımızın cevabının temelini oluşturuyor. Müziksiz bir dünya tam olarak böyle olurdu. Sebebi ise müziği icat eden kişinin, doğanın kendisi olmasıdır. Yaşam olan her yerde bir müzik, bir frekans vardır. Aslına bakarsanız havanın bile bir sesi var. Evet rüzgarın bir müziği var, akarsuların, ağaç yapraklarının ve doğada bulunan herşeyin. Şimdi bu dediklerimizi örneklerle açıklayalım.

Rüzgarın Müziği

Çok fazla rüzgarın olduğu yerlerde de mutlaka bir ‘ uğultu. ‘ duymuşsunuzdur. Özellikle geceleri bu rüzgar uğultusu açıkça duyulur. Rüzgara karşı içi boş bir şişe tuttuğunuz da ise doğru açıyı yakaladığınızda o şişeden net bir şekilde ses çıktığını göreceksiniz. Nefesli enstrümanların çalışma prensibi de budur aslında. Nefesli bir enstrümana doğru açı ve şiddette üflediğiniz taktirde elde etmek istediğiniz sesi duyarsınız. Yani insan, müziği bizzat kendi mucidinden, doğadan öğrenmiştir aslında.

Suyun Müziği

Su doğada ki en mükemmel müzisyendir. Hepimiz en azından bir derenin şırıltısını veya dalgalı denizlerin gürültüsünü duymuşuzdur. Yağmurun veya çeşmemizden akan suyun sesini mutlaka biliriz. Belki de dünya da en çok farklı sese sahip olan şeydir su. Sakince aktığında, şiddetli aktığında, damladığında, buharlaştığında… Bu olayların her birinde farklı bir su sesi duyarız değil mi. Hepsinin de su sesi olduğunu biliriz. Hemen aşağıda bulunan sesleri dinleyerek suyun mucizevi müziğini daha iyi anlayabilirsiniz.

Kısacası doğada ki her şey bize kendi müzik diliyle ‘’ buradayım ‘’ diyor. Ağaç yapraklarının hışırtısı, gözleri görmeyen birine ‘’ burada ağaç var ‘’ diyebiliyor. Hatta yürürken ayalarımızın yere sürterken çıkardığı ses, bastığımız zeminin yumuşak olup olmaması, o hissiyat bile bize ‘’ burası çimenlik bir yer ‘’ veya ‘’ toprak hışırtıları geliyor burası toprak bir zemin ‘’ diyor. İnsanoğlu olarak içinde yaşadığımız şeyin farkında değiliz. Kusursuz bir yaradılışın ve mükemmellerle dolu olan bir dünya da yaşıyoruz. Bu dünyayı kirletiyoruz, zehirliyoruz ve öldürüyoruz. Bunların hiçbirini yapmasak bile doğanın, bu mükemmel yaratılışın farkında olmamak büyük bir hakaret olurdu.

Sonuç olarak doğanın müziği saymakla bitmeyecek çeşitli, adeta uçsuz bucaksız. Şimdi sizlere müziğe başka yönlerden de bakabilmeniz için Ahmet SAY’ ın  ‘’ müzik sanatı ve savaş ‘’ isimli makalesini de buraya ekliyoruz.

Müzik Sanatı Ve Savaş

‘’Savaş’’ ve ‘’müzik’’, anlam bakımından birbirine karşıt sözcükler gibi gözükür. İnsanoğlunun gözünde müzik sanatı, daha çok, barışçıl ve sevecen duyguların sözcüsü değil mi ? Evet, tarihin her çağında insanlığın sözcüsü olmuştur müzik ! Tanımı da öyle : Müzik, insanoğlunun duygu ve düşüncelerini seslerle anlatan uluslararası bir dildir. Peki. Bu duygu ve düşüncelerin içinde öfke, kin, cinayet, vahşet vesaire yok mu dersiniz ?  Askerî müziğin şatafatlı bir temsilcisi olan ‘’bando müziği’’, hatta ondan da keskin olan bizim ‘’mehter müziği’’ konusunda ne diyeceğiz ?

Mehter müziği, bir yandan kendi askerini yüreklendirirken, bir yandan da düşmanın yüreğine korku salmak için kullanılmıştır. Örnek mi istersiniz ? 1683 İkinci Viyana Kuşatması sırasında, bir araya getirilmiş yüzlerce mehter takımının binlerce zurnasıyla birlikte binlerce kös ve davul, gece ve gündüz, aylar boyunca Viyana halkını tir tir titretmemiş miydi ?

Demek ki savaş korkusu, 100 yıl geçse de kuşaktan kuşağa geçecek kadar bulaşıcı !

Öte yandan, bütün sanatların içinde en etkileyici olanın müzik olduğu söylenir. Ben, müzik dinlerken gözlerinden yaşlar akan insanlar gördüm. Ama diyelim ki Rembrandt’ın görkemli bir tablosu önünde taş kesilen insanların derin duygularla tabloyu seyrettiğini, ama hiçbirinin gözlerinden yaş falan aktığını görmedim. Peki siz, hangi heykelin, hangi görkemli mimarlık mucizesinin karşısında ağlayan insanlar gördünüz ?

Belli ki müzik, insanın yüreğine doğrudan işler, kaçamazsınız…

İlk ‘’Uluslararası paylaşım canavarlığı’’ olan Birinci Dünya Savaşı’nda müzisyenler ölmedi mi sanıyorsunuz ? ‘’İnsan öldürmek’’, insanoğlunun elinden kaçar mı ?

Bandocu-mızıkacı gibi askerî müzik alanından birçok müzisyen savaş sırasında tabii ki ölmüş, yani öldürülmüştür ! Ayrıca bu fırsatla askere alınan birçok besteci de ‘’şehit’’ olmuştur…


Son olarak uzun bir hayat hikayesinin kısacık bir bölümüyle makalemize son vermek istiyoruz. Yani bir zamanlar Polonya Başbakanı olan ‘’Jan PADEREWSKİ’’ nin hikayesi. Bu yazıyı Vehbi TEZCAN’ın bir makalesinden alıntılıyoruz.

Müzik Sizi Yalandan Ve Sahtelikten Kurtarır

O, bir zamanlar Polonya’nın en ünlü piyanisti ve bestecisiydi. Hem de Chopin’i en iyi yorumlayanlardan biri…

Sonra diplomat oldu. Dahası siyasete girdi ve Polonya’nın başbakanı oldu…

Bir gün devlet başkanı olarak Fransa gezisi sırasında Paris Üniversitesi’nde müzik bölümünde okuyan bir genç yanına gelip:

-Siz o ünlü piyanist Jan Paderewski değil misiniz? diye sordu.

 Paderewski, “Evet, o bendim” diye yanıtladı.

-Fakat şimdi?

“Şimdi Polonya’nın başbakanıyım işte”  deyince, genç:

“Yaa öyle mi, ne  büyük bir düşüş!” diyerek, kinayeli bir cevap verir.

Paderewsky  gencin bu sözünü hayatı boyunca kendine dert eder.

Bir gün halka konuşurken şunları kaydeder:

-Piyanonun tuşlarına hükmetmek devlete hükmetmekten zormuş meğer! Başbakanken ırmak geçmeyen yere köprü vaadedersiniz ve herkes inanır. Halkı kandırarak devlete hükmedebilirsiniz, ama 7 oktavlı bir piyanoda fa sesine basıp do diye yutturamazsınız. Notalar sizi gerçeğe, yalnızca gerçeğe, matematiksel ölçüye, tartıya, armoniye, melodiye doğru sesi vermek için doğru tuşa basmaya mecbur eder. Müzik sizi yalandan, sahtelikten kurtarır…


Evet, umarız keyifli ve faydalı bir makale olmuştur. Sizlerle paylaşmak, düşünmek bizim için ayrı bir mutluluk sebebi. Vaktinizi ayırıp bizimle birlikte düşündüğünüz için sonsuz teşekkür ediyoruz. Doğanın mucizevi müziğini farketmenize ve anlamanıza yardımcı olabildiysek ne mutlu bizlere. Müzikle ve doğa ile kalın…