Burnumuzla Mı Tadıyoruz ?

Burnumuzla Mı Tadıyoruz ?

Öncelikle koku ve tat alma duyularımızdan kısaca bahsedip, bunların ilişkisini inceleyelim ki, okuduklarımız bizim için daha anlaşılır ve kalıcı bir hale gelsin.

Koku ve tat alma duyularımız, ‘’dokunma’’dan sonra gelişen ilk duyulardır. Yaşamsal olarak son derece önem arz eder.

Tat alma duyumuz, tadı acı olan gıdaları belirli ölçülerde tüketmemizi sağlıyor veya tatlı gıdalar tüketirken şeker alımını kontrol altında tutarak karbonhidrat tüketimini dengede tutmamızı sağlıyor.

Koku duyumuz ise tadını bilmediğimiz şeyler hakkında bize önemli bilgiler veriyor. Hayvanlarda sıkça rastladığımız, bir şeyi yemeden önce koklama olayı da bunu kanıtlar nitelikte. Hatta farkında olmadan insanlar da daha önce yemedikleri bir şeyi önce koklarlar. Çoğu zaman kokladığımız bir yiyecek hakkında ‘’ bu acı, bu tatlı veya bu ekşi ‘’ diyebiliyoruz. Peki bu terimler tatma ile alakalı değil mi ? Belki de yeni tanıdığımız kokuları, eskiden bildiğimiz kokularla karşılaştırarak ‘’ tatlı veya acı ‘’ diyoruz. Bilinçaltımızı ve vücudumuzun çalışma şeklini tam olarak anlamak gerçekten çok zor. Peki koku duyumuzu kaybedersek bizim için ölümcül olabileceğini biliyor musunuz ? Bozulmuş koku alma duyusuna hiposmi, kötü tat alma duyusuna ise hipogezi denir. Koku ve tat kaybı sadece yemekten zevk alamama değil aynı zamanda bozulmuş yemekleri tüketme, kimyasal ya da duman gibi kokuları fark edememe gibi durumlara da neden olur. Bu da zehirlenmeye, ilerleyen safhalarda da ölüme sebebiyet verir.

Tat Ve Koku Duyularımız Nasıl Çalışır ?

Her iki duyunun da çalışma şekli birbiriyle neredeyse aynıdır. Alınan koku – tat, sinirler vasıtasıyla beyine gönderilir ve beyinde yorumlandıktan sonra hissedilir. Eğer bir madde hem tadına bakılır hem de koklanırsa, hissedilen lezzet daha fazla olacaktır. Çünkü her iki duyu organı tarafından beyine mesaj gönderilir ve beyin bunları en iyi şekilde yorumlar. Yani kokusunu olan yiyeceklerin tadını anlamamız veya doğru tespit edebilmemiz daha kolaydır. Aynı şekilde kokusunu alamadığımız yiyeceklerin tadını neredeyse alamayız. Nezle olduğumuzda ağzımızda tat yok gibi hissetmemizin sebebi de budur. Ayrıca koku alma duyusu bozulan insanlarda tat alma bozukluğu da görünür. Tat alma bozukluğu olan insanlarda ise genelde bunun sebebi koku alma duyusunun bozulmasıdır J

Bütün bu bilgiler ışında düşünelim. Eğer koku alma duyumuz bozulduğunda tat alamıyorsak, tadı alan dilimiz midir yoksa burnumuz mu ? Yoksa kısmî olarak tat alıyor muyuz ?

Tabiki de koku alma duyumuz olmasa da tat alıyoruz, lakin yukarıda açıkladığımız gibi, koku duyumuz ile birlikte çalıştığı zaman kusursuz oluyor. Ayrıca koku ayırt etme konusunda insanların hayvanlardan daha iyi olduğunu biliyor musunuz ?

Bir hayvan burnu açıkça bizim vasat burunlarımızdan üstündür, değil mi? İsveç’teki Linköping Üniversitesi’nden bir biyolog olan Matthias Laska, yirmi yıldan uzun bir süredir türler arasında – insanlar dahil olmak üzere – türlerdeki koku duyularını karşılaştırmaktadır. Laska, “Yıllar boyunca farklı türler hakkında topladığım veriler arttıkça, resim daha da ilginç hale geldi” diyor. Ancak, uzun bir burnun ne kadar hassas olduğunu ölçmek, bir yarasa ya da insanla kıyaslandığında kolay değildir. İnsanlar size belirli bir kokunun artık tespit edilemediğini söyleyebilir. Fakat her hayvan, belirli bir kokuyu bir ödül ile ilişkilendirmeyi öğrenmeli ve koku aldıkları zaman araştırmacıların bilebilmeleri için bir düğmeye basmak gibi bir şey yapmalıdır. Türler arasında karşılaştırılan kokular da aynı olmak zorundadır. Ancak insanlar bilim için 3.300 civarında farklı kokuyu koklarken hayvanlar için en yüksek sayı örümcek maymunların kokladığı 81 kokudur. Laska bütün memeliler içinde sadeceinsanları 17 türle karşılaştıracak kadar sağlam veri buldu. 

Tabi koku almak ve kokuyu ayırt etmem birbirinden çok farklı şeyler. Hayvanların koku alma yetenekleri bizlerden en az iki üç kat daha fazlayken, bizim koku ayırt etme yeteneğimiz de gördüğünüz gibi onlardan daha fazla. Dr. Leslie Vosshall, hayvanların koku almada insanlardan iki ya da üç kat üstün olduğunu, bunun da beyinlerinin daha büyük bölümünü koku algılamaya ayırmalarından kaynaklandığını belirtti.

Kokular Ruh Halini Ve Hafızayı Etkiliyor

Başka bir makalemizde bu konuyu uzunca ele alacağız lakin bir ön bilgi niyetiyle ufak tefek yazalım dedik. Kokular aslında bizi pek çok alanda etkiliyor. Bunlardan bazıları :

-Uyku, uykusuzluk ve stres

– Hafıza

– Konsantrasyon

– Bilinçaltı ve rüyalar

– Davranışlar ve para harcama

.

.

.

Bunlar gibi pek çok alanda kokular insanları etkiliyor. Reklamcılar da koku, hafıza ve ruh hali arasındaki bağlantıyı çoktan keşfetmiş ve bunu reklam aracı olarak kullanmaya başlamışlar. Pek çok sektörde müşterilerin karar vermesini kolaylaştıracak ve ruh hallerini etkileyebilecek çeşitli özel kokular kullanılıyor. Çünkü koku kişilerin davranışlarını etkiliyor. Örneğin lavanta kokusu restoranda geçirilen zamanı uzatıyor ve harcanan parayı artırıyor. Eğlence mekânlarına portakal kokusu, deniz kokusu ve nane kokusu sıkıldığında ise ortamdaki kişiler daha fazla eğleniyor ve daha fazla dans ediyor. Yani kokular davranışlarım da büyük bir etkiye sahip.

Ayrıca kokunun, din içinde de önemli bir yeri vardır. Örneğin ; Peygamber Efendimiz ( S.A.V ) bir hadis-i Şerifte şöyle söylüyor : ‘’ Birisi size reyhan ( Güzel koku anlamına da gelir. Aynı zamanda güzel kokan bir bitkidir. ) ikram ederse reddetmeyin. Çünkü o cennettendir ‘’

Gördüğünüz gibi koku ve koklamak hayatımızın her alanıyla yakından alakalı bir mesele. Bu makalemizde de ilginizi çekebilecek, biraz olsun hayata bakışınızı değiştirecek şeylerden bahsetmeye çalıştık. Umarız faydalı olmuştur. Sağlıcakla kalın…